rusya.ru'dan
25.03.2010
'Çerkez Soykırımı' Gürcistan gündeminde BDT
Rusya ile kanlı bıçaklı olan Gürcistan, Moskova'yı "çerkez soykırımı" ile suçlamaya hazırlanıyor. 19'uncu yüzyılda Osmanlı topraklarına sürülen çerkeslerin Ruslar tarafından soykırıma uğratıldığını öne süren tasarı Gürcistan Parlamentosu'na sunuldu.
Gürcistan, G.Osetya ve Abhazya ayrılıkçı bölgeleri yüzünden arası açık olduğu Moskova'yı 19'uncu yüzyılda 'çerkes soykırımı' yapmakla suçlamaya hazırlanıyor.
Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te geçen pazar, ABD'de faaliyet gösteren çerkes dernekleri, ABD'deki Jamestown üniversitesi ve Tiflis Kafkas Enstitüsü tarafından ortaklaşa "Gizlenen suç ve devamı: Kafkasların dünü ve geleceği" konulu bir konferans düzenlendi.
Konferansın ardından, Gürcistan Parlamentosu'na "çarlık Rusyası'nın çerkez soykırımı yaptığını tanıyın" tasarısı gönderildi. çerkez soykırımı tasarısının, Genel Kurul'da tartışıldıktan sonra kabul edilmesi bekleniyor.
Kızıl Mera
Tiflis'teki konferansa konuşmacı olarak katılan ABD'deki çerkes diaspora temsilcisi İad Yogar, amaçlarından birinin Rusya'da yapılacak 2014 kış olimpiyatlarının iptal edilmesi olduğunu söyledi. Yogar, "Olimpiyatların düzenleneceği Soçi kenti yakınlarındaki Krasnaya Polyana (Kızıl Mera) bölgesi, adını 19'uncu yüzyılda katledilen çerkes halkının dökülen kanlarından alıyor. Kızıl Mera adı buradan geliyor" dedi.
Çerkezler Osmanlı topraklarına sürülmüştü
SSCB'nin parçalanmasından sonra, 1994 yılında dönemin Rusya lideri Boris Yeltsin, çarlık Rusyası'nın Kafkaslar'da ayaklanan çerkezlere karşı kuvvet kullandığını kabul etmiş, ancak olaylara soykırım denemeyeceği görüşünü savunmuştu. 19'ncu yüzyılda Knyaz Mihail Nikolayeviç komutasındaki çarlık ordusu, Krasnaya Polyana bölgesinde meydana gelen şiddetli çatışmaların ardından sağ kalan çerkesleri Osmanlı topraklarına sürmüştü.
(Nerdun Hacıoğlu / Hürriyet)
Yorum tarihi: 26.03.2010
Soykırım tacirleri
Sistemin güç ilişkilerine dayalı evresinde yaşanan ve insanoğluna büyük acılar yaşatan felaketler, kıyımlar, sürgün ve soykırımlar, bugün güçlerin yeniden mevzilenme süreçlerinde, kaşınarak, yeniden gündeme taşınıyor. Bu acıları yaşayan halkların acıları, bu sefer de dengeleri, kutupsallıkları bozulan, ekonomik krizinde yaşattığı gerilimlerle sarsılan büyük güçlerin, yeni dengeler arayışında bir araç olarak kullanılmak isteniyor.
Bu yolda aracı olan ve kışkırtıcılık yapan, onların dar görüşlü, küçük küçük müttefikleri de, tüm insani değerleri hiçe sayarak kendine düşeceğini hayal ettiği pay için, akıl almaz oyunlara girişiyorlar. Kendi gücü ile yaşadığı başarısız ve çağdışı deneyimlere rağmen, hala o güçlere ve güç ilişkilerine kendini kullandırarak, komşularını taciz etmenin ve çağ dışı taleplerini gerçekleştirmenin yollarını arıyorlar.
Çirkinleşen siyasetin şantajlarıyla, çıkar sağlamak artık yol değil. Dünyanın nadide çiçekleri olan küçük halklar, sahip oldukları ve hala yitirmedikleri insan sesleriyle, tüm insanlığa barışın ve birlikte var olma anlayışının, şarkısını söylemeliler.DAĞLARDA VE OVALARDA BU SESİ YANKILANDIRMALILAR. Çirkin ve çağ dışı bir siyasetin nesnesi olmamaya ve kendilerinin nefesini kesecek milliyetci söylemlere ve kışkırtamalara kapılmamalıdırlar. İçinde devindiğimiz sistemin önümüzdeki yeni evresi, odağında İNSAN olan, tüm boyutlarıyla insan için işleyecek olan bir evredir.Unuttuğumuz İnsanlığımızı ve insani değerlerimizi hatırlayalım ve hatırlatalım...
Yurdaer Erşan
yurdaerersan@yahoo.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder