3 Temmuz 2012 Salı
ÖZGÜRLÜK YOLU ÜSTÜNE
Dünyanın dört bir yanında, kendilerinin insan olarak yaşayacakları bir dünyayı yaratmaya çabalayan tüm kardeşlerimizi, bugün burada toplanarak, insanca yaşanacak bir dünyanın kendi somutumuzda, önümüze getirdiği sorunları konuşmak, tartışmak ve çözüm yaklaşımları oluşturmak düşüncesi ile bir araya gelen sizleri, uzaklardan, yakınlardan gelip de, dünyanın her coğrafyasında yaşayan toplumların giderek derinleşen ekonomik krizle, ortaya çıkan siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda bunalımlardan, ortaya çıkan kaotik ortamlardan, bizlere aktaracakları bilgilerle tutturacağımız yolu aydınlatacak ve oluşturacağımız ortak akla katkıda bulunmaya, o aklı paylaşmaya çalışacak herkesi, sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Öncelikle, böyle anlamlı bir toplantıyı gerçekleştiren,ve yirminci yılını dolduran, Kafkas Abhaz DAYANIŞMA Komitesinin gelmiş geçmiş tüm değerli üyelerine, Düzce Abhaz Kültür Derneği mensuplarına, bu toplantıya katılarak, düşünceleri, görüşleri ve belirlemeleriyle ortak aklımıza katkı verecek olan tüm kardeşlerimize de, bu çabalarından dolayı şimdiden teşekkür ederim.
Her zaman, ortak aklımızın oluşmasına katkı vereceğimiz, insani birlikteliğimizin giderek gelişmesi ve pekişmesi dileğiyle, dün olduğu gibi bu gün de, Ançe,hazkulaz amyöy, ahahşüy yırlaşayd! TANRI ya da, Bir parçası olduğumuz DOĞAMIZ, ÇIKTIĞIMIZ YOLU VE AKLIMIZI AYDINLATSIN…
Hepimiz bilmeliyiz ki, tuttuğumuz, çıktığımız yol Özgürlük yoludur. Bu yol, insanoğlunun varoluşundan bu yana tuttuğu, TUTMAK ZORUNDA olduğu yoldur. İnsanoğlunun binlerce yıldır katettiği bu tarihsel yolun tek hedefi vardır, o da insanın özgür-yaratıcı bir birey olarak yaşayacağı bir dünyayı yaratmak.
Bundan yıllarca önce aynı umutlarla çıkılan yolda, acılar ve büyük kayıplarla yaşanan, büyük deneyimden sonra, 1990’ lı yıllarda dağılan zoraki birliktelik yerini, içine hapsettiği halkların yeni özgürlük yolu arayışlarına bıraktı.
İnsanoğlu dün kavrayabildiğimiz Termodinamiğin yasalarını, sanki varoluşundan bu yana biliyormuşcasına, entropiye karşı, bizi var eden, tüm kainatı var eden enerjinin, yok oluşuna, ve buna neden olan, ısısal soğumaya karşı, enerjiyi örgütleyerek, ve de kıymetini bilip koruyarak, kendi var oluş koşullarını yaratmaya başladı. Enerjinin bir başka boyutu olan bilgiyi üretmeyi, biriktirmeyi ve paylaşmayı da öğrendi. Öğrendikçe de, Çağına damgasını vurabildi.
Bildiğimiz tarihsel süreçleri burada tekrara gerek duymuyorum, ama insanoğlu yapısında taşıdığı en büyük zaafıyla, en güçlü varlık oluş özelliğini de bu süreçte yaratmak zorunda kalmıştır. Beyninin yarattığı arzu ve ihtiyaçlarla, bedeninin güçsüzlüğü arasındaki çelişkiyi, türü arasında güç ilişkileri düzenini ve sosyal, toplumsal birliktelikleri yaratmaya soyunarak halletmeye zorlanmıştır. Giderek, yatayına ve Dikeyine iş bölümleri içinde parçalanarak, otlamaktan toplamaktan, avlanmaktan, çobanlıktan ders alarak, Kölecilik beylik,prensliklerden,krallıklardan geçip, imparatorluklar, ulus devletler yaratıp, yeni, yeni birliktelikler içinde yer aldı ve boy attı.Köylülükten, işçilikten, kentliliğe doğru uzun bir yolculuk yaptı.
Bütün bu süreç, insanoğlunun insan gibi yaşayacağı bir dünyayı yaratmak için gerekli birikimi oluşturmak adına yaşandı. Bu birikimi en rasyonel biçimde yaratırken, medenileşti. Kısaca kentlileşti. Birbirini ötekileştirmekten kurtuldu. İnsanı, yani kendini tanımaya, insanlaşmaya, farklılıklarını ve değerlerini paylaşmaya başladı. Bunu ilk kavrayanlardan biridir Abaza halkı. Onun yarattığı Alöyfe, xabze, diğer dağlı halklarda olduğu gibi, , yaşam, birliktelik, insan çerçevesinde ORTAYA KONMUŞ, ORTAK AKLA MAL OLMUŞ değerler ve kurallar bütünlüğüdür.
Bu gün, dünya çapında yaşanan ve giderek daha derinleşen kriz, bu güç ilişkileri sisteminin krizidir. İktisat bilimine göre bu, bir dönüşüm krizidir.Ürünler ve para bir yerde, yoksulluktan geleceğini yiyenler ve tüketerek dönüşümü gerçekleştiremeyenler bir yerde. İnsan parçalanmış iki yerde. Gücü ve insanı ,Yöneten insanlar , gücün ve insanın yönettiği insanlar. Hepsi de yarım yarım insanlar.
Bu gün, sistemin odağında görmek istediği, bu iki kutupta parçalanmış insanlar değil, bütünlenmiş, insanlaşma yolunda, yaratıcı-üretici gücünü kullanabilecek özgür, kendi kaderini belirleyebilecek, farklılıklarını insanlığın zenginliği olarak değerlendirebilecek insanlardır. Bu İnsanların giderek çoğunluğu oluşturması ve demokratik dönüşümlere yolun açılmasıdır mesele.
Kafkas dağlarının doruklarından dünyaya bakarak, bu manzarayı yüreğiyle, beyniyle görüp düşünenler, insanın bir parçasının değil bütününün sesine kulak verenler, insanlığın bir parçasının değil bütünün sesini duyabilenler, insanca bir dünya özleminin, bugün ortak aklın zemini olabileceğini düşünebilirler.
1992’ de bu sesi duyduğuna inandığım ve bu sesi dillendirdiğini hissettiğim insan Ardzınba,tüm Abhazya halkı için özgürlük yoluna çıkarken,BU SESİ TÜM DÜNYA İLE PAYLAŞMAK İSTEMİŞTİ.
Ama dünya, güç ilişkileri dünyası, büyük bir dönüşüm sürecinin arifesinde, sistemin öncü sarsıntıları, şiddetli fay kırılmaları, ekonomik tusunamileriyle boğuşurken,kutupları eriyen dünya, yeni imparatorluk hayalleri, komplolar ve hegemonya oyunlarıyla meşguldü.Alan paylaşımları, kaynak paylaşımları sorunları ve temsili demokrasi oyunları tüm dünyanın gündemini belirliyordu.
Ardzınbanın sesi de, kendisi de bu komplolar dünyasında eridi gitti. Ama anısı, özgürlük çağrısı, hala yankılanmakta, dünyanın bütün sokaklarında. Bunu duyanlar dayanışmalı. Dünyada, giderek hiçbir insan kalmamalı bu sesi duymayan. Bu yola çıkmayan.İnsanın varoluşu, yok oluşu sorunudur bu. Tanrı bize bu aklı, hep birlikte var olmak için verdi. Birbirimizi ve onu da yok edelim diye değil.
Yarınımızın, tüm insanlar için insanca bir dünyanın, ancak katılımcı, demokratik, doğasıyla kendisinin bütünlüğünün bilincinde olan, kendi kendini yönetebilen, insanların birlikte yaratacakları ortak akılla, bu aklın oluşturduğu birliktelikle kurulabileceğine inanalardanım.
Bu özgürlük yolunda ilerlemeyi, nefesimizi kesen, güce dayanan, temsili demokrasi oyununda gerçeği karartan, koca koca iktidar yapılarını, bunların yarattığı ideolojik, kurumsal ve kavramsal tüm engelleri, küçük küçük birlikteliklerimizle, işbirliği ve dayanışma içinde, farklılıklarımızı öne çıkararak değil, insan olma temel karakterimize basarak ve dünkü kendimizi ve kimliklerimizi aşarak gerçekleştirebiliriz.
Bu gün, çatışan taraflardan birinin yanında olmak günü değil, arafta olmak, önemli. Güç için çatışan, irili ufaklı filler, ayaklarının dibindekileri ezip bitirirler.
YURDAER ERŞAN
(01 / 07 / 2012 günü Düzce' de yapılan konuşmanın metni)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)