23 Ağustos 2008 Cumartesi


22.08.2008 Lavrov: Abhazya’nın tanınması Saakaşvili’nin tavrına bağlı

Haberin konusu: BDT'den
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’yı resmi olarak tanımasının Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin tavrına bağlı olduğunu açıkladı.

Ria Novosti haber ajansının haberine göre, ayrılıkçı Abhazya ve Güney Osetya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının Rusya tarafından tanınması ile ilgili açıklamalarda bulunan Lavrov, Rusya’nın bu iki cumhuriyetin bağımsızlığını tanımasının Saakaşvili’nin bu konuda alacağa tavra bağlı olduğunu belirtti.

Lavrov açıklamasında, Saakaşvili’nin hangi tavrı alması gerektiği ile ilgili bir açıklamada bulunmadı. Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığının Rusya tarafından tanınması ile ilgili daha önce açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Rusya’nın bu konuda Abhazya ve Güney Osetya halkının sesini dinleyeceğini açıklamıştı.

Ayrılıkçı Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu 20 Ağustos tarihinde aldığı karar ile Rusya’dan bağımsızlığını tanınmasını talep etmişti. Abhazya ve Güney Osetya daha önce de Rusya’dan bağımsızlıklarını tanımasını istemiş, Rusya bu isteklere olumlu bir cevap vermemişti.

(Rusya.ru)

Yorum:
Yorum tarihi: 22.08.2008


Abhazya'nın bağımsızlığının,Saakaşvili'nin iki dudağının arasına,ya da tavrına terkedildiği ifade edilen, Ria Novosti'nin haberi, eğer doğruysa, anlaşılır gibi değil.Ria Novosti bu haberle ne anlatmak istiyor.Zaten, ayrılıkcı nitelemesi bu haberi verenlerin, Abhazya'yı nasıl gördüğünü, Abhazyaya nasıl baktıklarını belirtiyor.Bir insanın,bir halkın,bir ülkenin kendi kaderini belirleme hakkına bu seviyede yaklaşanlarlar,hangi çağda yaşıyorlar.Kimi,kimleri insan sayıyorlar.Abhazyalıların, uğrunda can verdikleri insanların,insan gibi yaşama hakları,Saakaşvili'nin (!)takdirine bırakılamayacak kadar değerlidir...


yurdae erşan

22 Ağustos 2008 Cuma

Kafkasya Platformu
21/08/2008
ismet.berkan@radikal.com.tr
Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırması ve ardından kısa zamanda Rusya tarafından püskürtülmesi, yankıları ve etkileri açısından kolay hazmedilebilir bir durum değil.Savaşın ilk günlerinde Rusya’nın açıkça, isim vererek suçladığı iki ülkeden biri olan Türkiye, aktif bir diplomasiyle barışın oluşmasına katkı vermek istiyor. Tabii Rusya’nın önce askeri operasyonlarını durdurması, ardından da Osetya ve Abhazya sınırına kadar çekileceğini açıklaması (ama hâlâ çekilmemesi) uluslararası toplumun müdahalesine gerek olmadan gerçekleşti, o yüzden Türkiye bir rol oynayamadı.Çatışmaların ilk günlerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev veya Başbakanı Vladimir Putin’i telefonla aradığı ama karşı tarafın telefona çıkmadığı da yazıldı çizildi. Başbakan Erdoğan telefonla aradığı haberlerini yalanladı ama krizde rol üstlenme isteğini gizlemedi ve ortaya bir fikir attı: Kafkaslar Güvenlik ve İstikrar Platformu.Sonra Erdoğan Moskova’ya gitti, bu fikrini Medvedev ve Putin’e de aktardı. Anlaşılan onlar ‘Hayır’ demediler, teklifin altının doldurulmasını istediler, hatta bu platformu yararlı olabileceğini bile belirttiler. Erdoğan ertesi gün yaralı bereli Tiflis’e gidip aynı teklifi yineledi, onlar can simidi gibi sarıldılar teklife.Şimdi Başbakan dün de Azerbaycan’a gitti, bu teklifi iletmek için. Herhalde Ermenistan’a da aynı teklifi bir biçimde söylenecek.Peki ne bu platform? Ne kadar ciddiye alınabilir bir şey?Öncelikle, ‘platform’ Kafkasya’nın beş ülkesini, Rusya, Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ı aynı zeminde buluşturmaya çalışan bir ‘zemin’ olacak. Amaç, ülkelerin birbiriyle konuşması.Fakat biliyorsunuz Rusya yönetimi, Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili ile artık konuşmayacağını duyurdu. Ermenistan halen Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgali altında tutuyor, hoş iki ülke zaman zaman konuşsalar bile pek bir yere varamıyorlar, belki de Rusya’nın orada bir yere varılmasını istememesi nedeniyle. Türkiye, Ermenistan’la diplomatik ilişkilere sahip değil ama bu ülkeyi tanıyor, zaman zaman konuşuluyor ama iki ülke arasında da ciddi sorunlar var.Dolayısıyla, eğer olabilirse Kafkasya Platformu, sırf konuşmaya yarasa bile faydalı olabilir. Üstelik Türkiye de bir fayda elde edebilir.Ama platformdan bunun ötesinde bir başarı beklemek bence hayalcilik olur. Dediğim gibi beş ülkenin aynı masanın etrafında oturup yemek yemesi bile başarı bundan sonra. Eğer bu başarılabilirse ne âlâ...Ancak ben maalesef o kadarını bile ummuyorum. Rusya’nın bu saatten sonra, kendi arka bahçesi saydığı yerlerle ilgili, özellikle de Kafkasya ve Orta Asya ile ilgili başka kimseyle konuşmasını beklemem, konuşsa bile bu konuşmada anlamlı şeyler çıkmasını beklemem.Rusya, dediğini yapıp Abhazya ve Osetya’nın bağımsızlığını tanımaya karar verirse, ortalık daha da karışacak, Rusya’nın ‘Trans-Kafkasya sorunu’nu kendi yolu dışında bir yolla çözüme ulaştırmaya yanaşmayacağı kesinlik kazanacak.Bölgeyi dikkatli izlemek ve sonuçlar çıkarmaya devam etmekte yarar var.

YORUM:

21/8/200815:16
KAFKAS İTTİFAKI MI yoksa KAFKAS İSTİKRAR VE İŞBİRLİĞİ PLATFORMU MU?

İttifak, güç ilişkileri ortamında bir sorunu yada karşılaşılan sorunları,gücün her türlüsüne dayanarak ve onların ittifakını yaratarak çözmeye yönelmektir.Bedeli ne olursa olsun. Platform ise, adı üstünde güç hiyerarşisine dayanmayan,diyalog ve uzlaşma yoluyla karşılaşılan sorun yada sorunlara,oluşturulacak ortak akılla, birlikte çözüm yolları aramaktır.Biri geçmiş dünyanın, güçle çözüm dayatma yöntemi, diğeri çağdaş dünyanın,demokratik çözüm üretme yöntemidir. Bu karmaşa da yapılmak istenen hangisi?Gerçi, daha işin başında ne yapılmak istendiği belli. Adı tam konamasa da, pragmatik ve reel olan,var olan yapılaşmalara, güç ilişkilerine uyarlı, istikrar ve statükoyu, geçici de olsa korumaya elverişli olanı gerçekleştirmek. Her zaman olduğu gibi bekleyip göreceğiz.Deneyip dersimizi alacağız!.
yurdaer erşan

I 20.08.2008 Alman basını NATO'yu eleştirdi.

NATO'nun aldığı "Rusya ile ilişkileri soğutma kararı" Almanya'da farklı tepkilere yol açtı. Büyük gazeteler özetle şu değerlendirmeleri yapıyor.
-FRANKFURTER ALLGEMENIE ZEITUNG
“Batı, Kremlin karşısında sertleşmeye başladı. Hatta Almanya’nın hükümet sözcüsü Rusya ile ilişkilerde önemli bir dönüm noktasına gelindiğini söyledi. Rusya’nın siyasi ve askeri uzlaşmazlığını bu kez de Kafkasya’da sergilemesi Avrupa Birliği’ni inandırıcılık sınavına soktu. Bölgenin siyasi ve ekonomik istikrara kavuşturulması amacıyla AB tarafından bir plan hazırlanması yanlış olmaz. Ama daha önemlisi NATO üyelerinin ittifakın doğu sınırları konusunda mutabakata varmalarıdır. Moskova bir kez daha ittifakın bütünlüğünü sınıyor. Çünkü NATO içindeki çatlakların Soğuk Savaş’tan sonra büyüdüğünün farkında.”
-SÜDDEUTSCHE ZEITUNG
“Rusya’nın işgalle aşağıladığı Gürcistan’ın bağımsızlık ve hürriyet garantisine her zamankinden çok ihtiyacı var. Almanya Başbakanı bu görevin NATO’ya düştüğünü düşünmekte haklı. Rusya, devletler hukukunu ayaklar altına alan bu askeri macerayla, belli bir nüfuz bölgesinin süper gücü olarak serbest hareket etme hakkını vurgulamış oldu. NATO, buna karşı çıkmadığı takdirde Gürcistan’dan çok daha fazlasını kaybeder. NATO Dışişleri bakanları, Brüksel buluşmmasında Rusya’ya açık mesaj göndermeye mecburlar. Rus birliklerinin tahrip ettiği askeri altyapının da NATO’nun yardımıyla yeniden kurulması gerekiyor.”
-WESTDEUTSCHE ZEITUNG
“Almanya Fransa ile birlikte, tehditkar tavır takınmamak şartıyla taraflar üzerindeki baskıyı arttırmalıdır. Gürcistan’a NATO perspektifi sunmak hiçbir sorunu çözmeyeceği gibi Rusya’ya yöneltilmiş ağır bir tehdit de olur. Aksine, geleceğin askeri çatışmaları Rusya ile NATO arasındaki yeni soğuk savaşı sıcak savaşa dönüştürebilir. Sayın Saakaşvvili için buna değmez.”
(AB Haber)


Yorum:

Yorum tarihi: 20.08.2008
Güç ilişkilerinin ve çıkar kavgalarının hala egemen olduğu günümüzde,küreselleşen ve bütünlenmekte olan bir dünyadan bahsedebilir miyiz?.Yeniden kutuplar yaratmak, salt kendi çıkarını kollamak için sağa sola saldıran,birbirini tehdit eden, kapışan, yeniden SOĞUK ŞAVAŞ naraları atan, büyük güçlerin hegemonyasında bu sistem nasıl bütünlenir?Bütünlene bilir mi ? İnsanı odağına koyduklarını söyledikleri Sistem, eski anlayış, yapı, kurum ve Hukukla yürüyebilir mi? Demokratikleşme,artık sistemin temel sorunuyken, her türlü sosyal birlikteliğin, kendisi hakkında karar verme hakkını gasp edenler, hangi Uluslararası Hukuka dayanırlar.Güçlü olanın haklı olduğu anlayışı, hala çağ dışı değilse, bu bize ,insana guguk değil mi?Sistemin gelişimine köstek olan tüm bu kurum ve anlayışların FEODAL niteliği,ne zaman aşılacak.Doğrudan, katılımcı demokrasinin, ,uygulanması gereğini, Sistemsel yapının işleyişinin dayattığı bir evrede, temsili demokrasinin bile yozlaştırıldığı günümüz de sosyal, ekonomik, ekolojik ve yapısal krizler neyin işareti. Hukuksuzluğun,diyalogsuzluğun, sistemin iki adım ilerisini görememenin değil mi?Sürekli KORKU yaratarak, korkunun ticaretini yaparak, insanları damda tutmak anlayışı,BİLGİ ÇAĞI ile bağdaşır mı?

yurdaer erşan




18.08.2008
Stalin'den Rus güzellere kadar 'YORUM'

Savaş kandır, gözyaşıdır, trajedidir.
Savaşla ilgili herkesin farklı yorumlara sahip olması doğaldır.
Ama...
Bir ciddiyet olmalıdır, insanların ölümü ve trajediler üzerine yazarken.
Geçtiğimiz günlerde Rus-Gürcü savaşı üzerine çıkan çok sayıda makale arasında yalan ve uydurma da vardı, bilgi hataları da vardı, kafa karışıklığı da...
Hepsi olabilir, oluyor.
Ama Bugün gazetesinde Hakan Aygün'ün yazdığı "yorum" farklı bir kategorideydi.
Yazı sanki 5-10 dakikada "döktürülmüş" gibi bir çorba üslubu taşımasından ve birçok konuya yarım yamalak değinmesinden başka, "bizim sahillerdeki Rus güzeller dışındaki Ruslara pek güvenesim gelmiyor" gibi talihsiz bir "kahvehane edebiyatı"nı da içeriyor. İnsan okudukça irkiliyor bu "derin analizi"...
Bir de siz okumayı deneyin:
"Gürcistan’daki sorunun nedeni Gürcü Stalin!
Rusya, Gürcistan’da sürekli ilerliyor. Ardından sürekli Rus Dışişleri’nden, “yalanlama” geliyor. Oysa TV’lerde izliyoruz, görüntüler yalan söylemiyor! Ortaya çıkan manzara, Gürcistan’ın işgal altında olduğu gerçeği. Sanırım bugün yarın Tiflis’e de girecekler, ardından da yalanlayacaklar.
Ruslar yalanlarken “sözcük oyunu” yapıyor. “Yaptığımız işgal sayılmaz, sadece bölgedeki güvenliği sağlıyoruz” demeye getiriyorlar. Bilinçaltlarında “Burası zaten bizim toprağımız” havası var.
Enteresan bir durum da Türkiye’deki Kafkas kökenliler arasında yaşanıyor. Görüyoruz ki, Gürcistan’daki etnik gruplarla akraba olan Kafkas vatandaşlarımız, Rusya’nın işgalinden gayet memnun. Hatta Türkiye’nin Gürcistan’dan taraf olmasına kızıyorlar.
Oysa, Gürcistan’daki ayaklanan etnik gruplar asla Rusya’nın denetimi altında mutlu olamayacaklar. Çünkü Putin, Saakaşvili’den çok daha tehlikeli bir politikacı.
Dün de Başbakan Erdoğan’la beraber seyrettiğimiz Saakaşvili de sağlam pabuç değil. Sürekli oynuyor. Çok tehlikeli bir tip.
Ancak Rusların pis oynadığı kadar kimse oynamıyor. Yalanlar havada uçuşuyor.
Geçen gece TV’de Stalin belgeseli izledim. Sözde insancıl komünizm sırasında nasıl bir vahşet ve ırkçılık yaşandığını bir kez daha anımsadım.
Ne enteresandır ki, Gürcü kökenli Stalin döneminde Kafkasya’da çizilen sınırlar, şimdi sorun olmaya devam ediyor…
Sovyet dönemi öncesi Gürcistan’la sosyal, kültürel, ekonomik ilişkileri yok mesabesinde olan Abhazya ve Güney Osetya, Sovyet diktatörlüğü kurulurken coğrafi olarak Gürcistan Sovyet Cumhuriyeti içinde gösterildiler.
Şimdi Gürcistan, Gürcü lider Stalin’in çektiği “kıyağın” sıkıntılarını yaşıyor.
Rusya coğrafyasında geçmişte oynanan pis oyunlar, günümüzde de sürüyor.
Hadi yaz münasebetiyle “espri”yle noktalayalım: Açıkçası bizim sahillerdeki Rus güzeller dışındaki Ruslara pek güvenesim gelmiyor! Ama siz siz olun, onlara bile güvenmeyin!"
Böyle diyor Hakan Aygün.
"Çok tehlikeli bir tip", "pis oyun", "kıyak"... Hadi bu "terminoloji"yi ve "argumanları" bir yana bırakalım.
"Bizim sahillerdeki Rus güzeller dışındaki Ruslara pek güvenesim gelmiyor" diye bitiriyor, "yaz münasebetiyle" (ne demekse?) ve ekliyor: "Ama siz siz olun, onlara bile güvenmeyin!"
Öyle ya, onu aldatmak mümkün olmaz, ama siz aldanabilirsiniz...
Onun kadar esnek ve "analitik" zekaya sahip değilsiniz ki!..
Medya Mikrobu


Yorum:
Yorum tarihi: 19.08.2008
Gori kentinin göbeğinde ki koca Stalin heykeli sanki hala ,Gürcü yönetiminin simgesi gibi. Ama olayı yıllardır taşıdığımız farklı ideolojik gözlüklerle algılayıp değerlendirirsek,farklı çıkarların sözcüsü ve kavgacısı olmak tan kurtulamayız..Kısa bir hatırlatma ile devam etmek istiyorum.1921 Gürcü anayasasında bile, Gürcistan’ın bağımsız bir devlet olarak tanıdığı bir Devlettir Abhazya. 17. Cumhuriyet olarak Sovyet sisteminde yer almak için girişimde bulunan ve bekleyen Abhazya, Lenin’in ölümü sonrası sürekli baskı altında tutulup, oyalanarak,1931 de Stalin tarafından Statüsü de düşürülerek Gürcistan'a hediye edildi.90'lı yıllara kadar varlığı ezilerek, baskılara sürekli direnerek geldi Abhazya. Bu yıllarda,SSCB’nin dağılmasında, yaşanan sürecin doğal sonucu olarak,kendi kaderini belirlemeye çalışırken,Batı onu, tıpkı Stalin’in yaptığı gibi, AGİT onaylı bir senetle,Gürcistan’ın parçası sayıp,onu ikinci defa Gürcistan toprak bütünlüğüne sokdu. Sanki Abhazya’nın başına ikinci Stalin oldu.Osetya da benzeri bir serüvenin kurbanı oldu.Şimdi tüm olup bitenlere bu çerçeveden bakarsak, küreselleşen ve bütünlenmekte olan dünyamızın, yaşanmakta olan demokratikleşme sürecinde, karşı karşıya olduğu sorunları daha iyi anlarız. Sistem’in kurulmasını zorladığı YENİ DÜNYA DÜZENİNİN temel sorunu ne? Bu düzen tek kutuplu mu kurulmalı, iki kutuplu mu olmalı , yoksa çok kutuplu bir oluşuma doğru mu yol almalı?Demokratikleşme sürecine hangisi hizmet eder?. Sorunun bam teli bu mu?Kutupların ve yarattığı gerilimlerin olmayacağı bir dünya değil mi yoksa özlemimiz? Özgür,yaratıcı-üretici ve aynı zamanda ürettiklerini,yeni bir üretim için, rahatca tüketebilen, bütünlenmiş İNSAN DEĞİL Mİ HEDEFİMİZ? Yoksa kavga, yeniden oluşmakta olan kutuplarla ,oralarda toplananların yıkıcı çıkar kavgaları mı? Kendine güvenemiyen, dolaysiyle kimselere güvenmeyen,sadece güce tapanların kavgası değil mi bu?Eğer öyle ise, insanları yok eden, güce ve onun hiyerarşisine dayanan, bu güç kavgasının, ne sisteme, ne de onun odağında yer alan İNSANA YARARI YOK. Çünkü, artık insanların ortak çıkarlarıdır, sistemin SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ sağlayacak olan. Sistem bizi, çıkar çatışmaları dünyasını aşmaya, birikimimizi ve ortak kaynaklarımızı, ortak akılla, hepimizin yararına kullanmaya zorluyor. Artık, siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal, ekolojik, vb. tüm alanlardaki sorunlarımıza,ortak akılla, en verimli çözümleri bulmakla uğraşmalıyız. İdeolojik yaklaşımlarımızın, ağır bedelli fantezileriyle zaman, enerji, güç ve en önemlisi İNSAN kaybetmemeliyiz.

yurdaererşan

16.08.2008 Şevardnadze: Ben bu hatayı yapmazdım
Şevardnadze,"Güney Osetya'ya girme hakkımız vardı. Orası da Abhazya gibi bizim topraklarımız içinde. Ama bu tür adımların düşünülerek atılması gerekiyordu. Sonuçlar öngörülemedi" dedi. Eski Gürcü lider, Tiflis'in ayrılıkçı bölge Güney Osetya'nın başkenti Tshinvali'de başlattığı operasyon için, ölçülüp biçilmeden atılan bir adımdı diyor.
Şevardnadze'ye, Osetya hamlesi yüzünden Saakaşvili'ye yöneltilen eleştiriler hatırlatıldı, "devlet başkanı siz olsaydınız ne yapardınız?" sorusu soruldu.
Şevardnadze, "Biz bu acıları daha önce de çektik. Gürcü askerler daha önce de Tshinvali'ye hazırlıksız girdi. Savaşı kaybettik. Yeniden hata yapılmaması gerekiyordu. Ben de olayların böyle gelişmesini beklemiyordum. Saakaşvili'nin kendi hesapları vardı. Biraz ağır sonuçları oldu, ben olsaydım girmezdim" dedi.
Şevardnadze'ye göre çözüm savaştan değil diyalogdan geçiyor.
Eski Gürcü lider, daha önce Süleyman Demirel tarafından dillendirilen, son günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da gündeme getirdiği Kafkas İstikrar Paktı'na da değindi.
Şevardnadze, "Demirel bunlardan söz ediyordu. Demirel'i yakından tanırım, sevdiğim bir arkadaşımdır. Ama proje o gün için gerçekçi görünmüyordu" diye konuştu.
Şevardnadze, "mevcut koşullar altında Gürcistan'ın toprak bütünlüğünden artık bahsedilemez" diyen Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'u eleştirdi.
Gürcistan'ın toprak bütünlüğüne vurgu yapan Başbakan Erdoğan'ın Tiflis ziyaretine de değinen Şevardnadze, Türkiye ve Gürcistan arasındaki dostluk ilişkilerine dikkat çekti.
Şevardnadze, "İki taraf arasındaki dostane ilişkiler Atatürk dönemine dayanıyor. Demirel döneminde izlenen politikalarla da bu ilişkiler perçinlendi" dedi.
(CnnTürk)

Yorum tarihi: 16.08.2008

Yorum:
Sayın Şevardnadze de bilirler ki, 1921 de Sovyet sisteminde 17.Cumhuriyet olarak yer almak için baş vuran Abhazya'yı Gürcistan 1921 anayasalarında resmen bir Devlet olarak tanır.Lenin'in ölümüyle yıllarca oyalanan Abhazya, Stalin tarafından statüsü düşürülüp, 1931 yılında Özerk Cumhuriyet statüsüyle, Gürcistan'a hediye edilir.1990 lara kadar, konumunu sindiremeyen ve çatışmalar yaşayan Abhazya, aynı yılda başlayan dağılma sürecinde, konumunu belirlemek için diyalog yollarını ararken, Gürcistan kendisini dışlayan 1921 anayasasına döndü.Ve ABHAZYA, kısa sürede AGİT kararıyla,kendisinin onayı bile alınmadan, Gürcistan'a hediye edildiğini gördü.Gürcistan' a tarla, yada arazi gibi bahşedildi.Orada yaşayan insanların, tıpkı Gürcistanda yaşayan insanlar gibi KENDİ KADERLERİNİ BELİRLEME HAKKI TANINMADI bile. Sayın Şevardnadze bunları unutmuş olamaz.Bilmem, Sayın Lavrov hatırlatma gereği duymadı mı?

yurdaer erşan

21 Ağustos 2008 Perşembe

Gürcistan’ın NATO üyesi olması bölgede sorunların çözülmesine engel olur Haberin konusu: BDT


I 12.07.2008 Lavrov: Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Gürcistan’ın NATO üyesi olması durumunda Güney Osetya ve Abhazya problemlerinin çözümünün imkansız olacağını açıkladı.

Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş ile görüşmesinden sonra basın mensuplarının Güney Osetya ve Abhazya sorunları ile ilgili sorularını cevaplayan Lavrov, Gürcistan’ın NATO ile üyelik sürecinin resmi bir şekilde başlaması durumunda bölgede siyasi problemlerinin çözülmesinin imkansız hale geleceğini kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin Gürcistan’ın NATO üyesi olması için resmi belgelerin Gürcistan’a verileceğini ve bu durumun Güney Osetya ve Abhazya sorununu çözeceğini söylediğini duyduklarını belirten Lavrov, “Bu durum bölge sorunların çözülmesini tamamı ile engelleyecektir” dedi.

Gürcistan’ın NATO üyesi olma isteğini değerlendiren Bagapş ise Gürcistan’ın NATO üyesi olmasının bölgede sorunları çözmeyeceğini ve Güney Osetya’nın NATO üyesi olmak istemediğini ifade etti.

(Haber: Ali Yalçın)


Yorumu Oku

Yorum tarihi: 13.07.2008
Küreselleşen ve bütünlenen bir dünyadan bahsederken,Sistemin bütünüyle yepyeni bir evreye girdiğini göremeyenler,dünden devralınan sorunları artık dünün değerleri,kurumları,anlayışları çerçevesinde çözemezler.Yaşanan, çözülenemeyip kördüğüm olan tüm sorunlar, bunun açık bir göstergesidir.Hala, kaybettirilme kuralının işletildiği,feodal kurum ve değerlerin egemen olduğu,kıyımın, kavganın acımasızca ve bencilce, sınırlı çıkarlar adına sürdürüldüğü bir dünyadayız .Değişimin zorunlulukları dayatırken bir yandan, bir yandan da,yaşadığımız dünyada da, kutupsal,hegemonik,gurupsal, ulusal, hatta etnik çıkarların kararttığı gözler, dünyanın felaketini hazırlıyor. İNSANI ve onun, dayatan varoluş sorununu göremiyor.İnsanların, toplumların kendi kaderlerini belirleme hakkı, sadece bir sakız gibi agızlarda çiğneniyor. Çıkarlarına UYMADIĞINDA TÜKÜRÜLÜP atılıyor..Ne yazık ki, ABHAZYA ve benzeri ülkeler, toplumlar ve orada yaşayan insanlar,bu en doğal haklarını elde etmek için çok daha sabırla ve dirençle,bu yolda yürümek zorundalar.Dünyanın tüm demokrat insanlarına ulaşmak, onları yanlarına almak ve tüm dünyaya var güçleriyle haykırarak, İnsan gibi yaşamanın yolunu göstermek zorundalar.

yurdaer erşan